Klinik Psikolog Cansu Kaya, panik atağın yaygınlaşmasının yalnızca tek bir nedenle açıklanamayacağını, modern yaşamın çok katmanlı baskılarının bu durum üzerindeki etkisini vurguladı. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, pandemi sonrası dünya genelinde kaygı bozuklukları yüzde 25 oranında artış gösterirken, Türkiye’de bu oran Türk Psikologlar Derneği’nin 2023 verilerine göre pandemi öncesine kıyasla iki katına çıktı.
Klinik Psikolog Kaya, günümüz insanının geçmiş kuşaklara kıyasla çok daha fazla belirsizlikle karşı karşıya olduğunu belirterek, ekonomik dalgalanmalar, iş güvencesizliği ve sürekli değişen sosyal rollerin bireyleri sürekli bir tehdit algısı içinde tuttuğunu ifade etti. Panik atak, bu kronik alarm durumunun ani bir dışavurumu olarak ortaya çıkabiliyor.
Panik atağın en belirgin özelliğinin bedensel belirtilerle kendisini göstermesi olduğunu belirten Cansu Kaya, “Çarpıntı, nefes darlığı ve yoğun ölüm korkusu gibi belirtiler, günümüzde daha tehditkâr algılanıyor. Ancak çoğu zaman panik atak, bedenin ‘dur ve fark et’ çağrısıdır” diye belirtti. Kaya, toplumda yaygın olan ‘güçlü olmalıyım’ gibi düşüncelerin duyguları bastırdığını, bastırılan duyguların sadece biçim değiştirdiğini vurguladı.
Panik atağın yaygınlaşmasının bir başka nedeni ise ruh sağlığı farkındalığının artması. Kaya, geçmişte kalp krizi şüphesiyle acil servise başvuran birçok kişinin bugün yaşadıklarının panik atak olduğunu fark ettiğini belirtti. Sosyal medyada sürekli mutlu ve başarılı hayatların görünmesi, bireyler üzerinde baskı oluşturuyor ve bu karşılaştırma hali yetersizlik duygusunu artırıyor.
Panik atağın sadece bastırılması gereken bir kriz olarak görülmemesi gerektiğini de dile getiren Kaya, “Panik atak, kişinin yaşam temposu ve duygusal ihtiyaçları hakkında önemli ipuçları taşır. Doğru psikolojik destekle panik ataklar yönetilebilir ve kişi için bir farkındalık süreci haline gelebilir” dedi.



