Araştırma, yaşam süresinin %50 kalıtsal olabileceğini öne sürüyor

Yeni bir araştırmaya göre, bir kişinin yaşam süresinin yaklaşık %50’si genetik faktörlere bağlı. Bu bulgu, yaşam süresinin kalıtımsal özelliklerinin önceki tahminlerini iki katından fazla artırarak genetik etkilerin sanılandan daha büyük olabileceğini ortaya koyuyor.

29 Ocak’ta Science dergisinde yayımlanan araştırma, dikkatlice tasarlanmış bir matematiksel model kullanarak bu sonuca ulaştı. Model, kazalar veya enfeksiyonlar gibi dışsal ölüm nedenlerini dikkate alarak, bu çevresel faktörleri kalıtımsallık tahminlerinden çıkardı. Böylece yaşam süresinin genetik faktörlerden ne ölçüde etkilendiği daha doğru bir şekilde hesaplanabildi.

Kalıtımın insan yaşam süresi üzerindeki etkisi genellikle ikiz çalışmalarıyla belirleniyor. Bu tür çalışmalar, aynı DNA‘nın neredeyse %100’ünü paylaşan tek yumurta ikizleriyle %50’sini paylaşan çift yumurta ikizleri arasında karşılaştırmalar yaparak, genetik etkinin kapsamını daha iyi anlamaya yardımcı olur. Araştırmacılar, birçok ikiz grubunda yaşam süresi ve genetik arasındaki korelasyonu inceleyerek, genetiğin yaşam süresi üzerindeki etkisini daha önceki tahminlere göre açıklığa kavuşturdu. Araştırmanın sonucuna göre, daha önce sadece %6 ila %25 arasında kalıtımsal olduğu düşünülen insan ömrünün, aslında %50 oranında genetik faktörlere bağlı olabileceği belirlendi.

Deelen ve ekibi, yaşam süresi tahminlerinde genetik ve dışsal faktörleri ayırmanın önemine de dikkat çekiyor. Araştırmacılar, özel bir model sayesinde bu ayrımı yaparak ölüm nedenlerine dair verilerin net olmadığı durumlarda bile analizlerini genişletebildi. İncelenen veriler, 1870 ile 1935 yılları arasında doğan kişilere ait olup, İsveç, Danimarka ve ABD’den ikizler üzerinde yoğunlaştı. Çalışmanın kapsamında genetik faktörlerin çevresel nedenlerden bağımsız olarak yaşam süresi üzerindeki etkisi daha tutarlı bir biçimde ortaya kondu.

Ancak, mevcut modelin sınırlılıklarına da dikkat çekiliyor. Deelen, en ideal koşulun her bir bireyin ölüm nedenini doğrudan bilmek olduğunu belirtse de, bu tür verilerin genellikle mevcut olmadığını söylüyor. Ayrıca modelin, çoğunlukla Kuzey Avrupa kökenli bireyler üzerinde test edilmesi nedeniyle, bulguların diğer bölgeler için geçerli olup olmadığı da ilerideki araştırmalarda netleştirilmesi gereken bir konu.

Bu çalışma, genetik işaretçilerin belirlenmesinin yaşlılık tıbbı alanında önemli sonuçlar doğurabileceğini gösteriyor. İnsanların daha uzun ve sağlıklı yaşamalarını sağlayacak biyolojik mekanizmaların anlaşılması, sağlık süresini – yani iyi sağlıkla geçirilen yaşam süresini – artırmak için yeni müdahalelerin tasarlanabileceği anlamına geliyor. Ancak, genetik faktörlerin %50’lik etkisine rağmen, çevresel faktörlerin de yaşam süresinde önemli bir rol oynadığının altı çiziliyor.

Kaynak: Shenhar, B., Pridham, G., De Oliveira, T. L., Raz, N., Yang, Y., Deelen, J., Hägg, S., & Alon, U. (2026). Heritability of intrinsic human life span is about 50% when confounding factors are addressed. Science, 391(6784), 504–510. https://doi.org/10.1126/science.adz1187

Related Articles

Latest Articles