Bilim İnsanları Yerin Derinliklerindeki Gizemli Depremleri Haritaladı

Stanford Üniversitesi araştırmacıları, dünyanın derinliklerinde, yer kabuğu yerine mantoda meydana gelen sıradışı bir deprem türünün ilk küresel haritasını çıkardı. Bu nadir olayların haritalanması, bilim insanlarına manto depremlerinin nasıl işlediğini ve bütün depremlerin nasıl başladığını daha iyi anlama konusunda umut veriyor.

Yapılan araştırma, mantodaki kıtasal depremlerin dünya genelinde görüldüğünü ve genellikle belirli bölgelerde yoğunlaştığını ortaya koyuyor. Güney Asya’daki Himalayaların altı ve Asya ile Kuzey Amerika arasında, Kuzey Kutbu Çemberi’nin güneyindeki Bering Boğazı yakınlarındaki alanlar bu önemli kümelenmelerden bazıları. Bu derin sarsıntıların incelenmesi, kabuk-manto sınırı ve üst mantonun davranışları hakkında yeni ipuçları sağlayabilir.

Araştırmada yer alan lider yazar Shiqi (Axel) Wang, bu tür depremlerin yüzeyin çok altında meydana gelmesine rağmen, deprem oluşumuna dair değerli bilgiler sunduğunu belirtti. Üstünkörü bakış açısına göre depremler, fay hatlarındaki stresin serbest kalmasıyla oluşur ancak belirli bir depremin neden belirli bir yerde meydana geldiği ve arkasındaki ana mekanizmalar tam olarak anlaşılmış değildir.

Depremler genellikle yerin 6 ila 18 mil altında, Mohorovičić kesintisi (Moho hattı) dediğimiz kabuk-manto ayrımının üzerinde başlar. Ancak son yıllarda, manto depremlerinin varlığına dair artan kanıtlar, bu nadir depremlerin gerçekten mantoda köken aldığını gösteriyor. Wang ve Klemperer, mantodaki depremleri kabuktakilerden ayırt etmek için iki tür sismik dalgayı karşılaştıran bir teknik geliştirdi. Bu yöntemle, dünya çapındaki 46,000’den fazla depremden 459 kıtasal manto depremi belirlendi.

Araştırmacılar, bu sayının gerçek sayıyı tam yansıtmadığı görüşünde çünkü özellikle Tibet Platosu gibi uzak bölgelerde yapılan sismik ağ genişletmeleri muhtemelen daha fazla manto depremi ortaya çıkaracaktır. Gelecekteki çalışmaların, gezegenimizin iç yapısı hakkında yeni bilgiler sunması bekleniyor.

Kaynak: Stanford Üniversitesi

Related Articles

Latest Articles