Stanford Üniversitesi’nden Jeofizikçi Simon Klemperer liderliğindeki yeni bir araştırma, Dünya’nın derin katmanlarında meydana gelen depremlerin sanılandan daha yaygın olabileceğini ortaya koydu. Moho adı verilen, kırılgan kabuk ile daha sıcak ve akışkan manto arasındaki sınırın altında gerçekleşen bu derin depremler, dünya genelinde farklı bölgelerde gözlemlendi. Bu araştırma, önceki inançların aksine, manto içerisinde depremlerin gerçekleşebileceğini ve bu olayların özel bir durum olmaktan çıkarak yerele özgü olmaktan ziyade yaygın bir doğa olayına işaret edebileceğini gösteriyor.
Bu derin depremleri tespit etmek genellikle zordur çünkü bu depremler yüzeyde hissedilmez. Moho’nun derinliği yerden yere değişiklik gösterdiği için, bazı derin depremler aslında hala kabuk içinde gerçekleşiyor olabilir. Ancak Klemperer ve doktora öğrencisi Shiqi Wang, bu depremleri yerleştirmek için yeni bir yöntem geliştirdi. Bu yöntem, deprem sırasında ortaya çıkan ve ya kabukta ya da mantoda sıkışan sismik dalgaların kalıplarını kullanarak, depremin Moho’nun altında mı yoksa üstünde mi başladığını belirleyebiliyor.
Araştırmada, Tibet’te 2021 yılında başarıyla test edilen bu yöntem, şimdi küresel ölçekte uygulanıyor. Dünya genelinde Alpler’den Himalayalar’a kadar uzanan yoğun bir deprem bandı keşfedildi. Bu, muhtemelen kıtasal çarpışmaların sonucu olarak ortaya çıkıyor. Bunun yanında, Doğu Afrika’da kıtasal kabuğun ayrıldığı bölgelerde de manto depremleri gözlendi. Ayrıca, bilim insanları Amerika Birleşik Devletleri’nin batısı ve Kanada’daki Baffin Körfezi altında da manto depremleri tespit etti.
Bu bulgular, diğer bilim insanlarının yerel manto depremleri üzerine daha özgül çalışmalar yapmasına ve bu depremlerin derinliklerini ve altta yatan mekanizmalarını daha iyi belirlemelerine olanak tanıyan küresel bir perspektif sunuyor. Klemperer, bu aracı düzenli olarak kullanmanın heyecan verici fırsatlar sunduğunu belirtti.
Kaynak: Live Science



