Fıstıklı baklava, Türk mutfağının gözde lezzetlerinden biri olarak kabul edilse de, sadece 40-50 yıl kadar önce hayatımıza tam anlamıyla girmiştir. Geleneksel olarak bayramlarda, nişanlarda ve pek çok özel günde tercih edilen baklava, zaman içinde birçok kültüre entegre olmuş, fakat yerini daha çok Gaziantep merkezli bir tarza bırakmıştır. Gaziantep’in kendine has fıstıklı baklavası, Türkiye genelinde diğer yöresel tatlar arasında ön planda yer alıyor.
Baklava, kutlamaların vazgeçilmez tatlısı, zaman içerisinde farklı tariflerle anılsa da, Gaziantep versiyonu, adeta bu tatlının klasikleşmiş hali olarak kabul görüyor. Fıstıklı baklavanın tercih edilmesinde, yeşil fıstığın depolama kolaylığı ve uzun süre bozulmadan saklanabilmesi de etkili olmuştur. Ancak, geçmişte daha çok cevizli bir baklava tercih edilirken, ticari şartlar zamanla bu dengeyi fıstık lehine değiştirmiştir. Burak Onaran ve Priscilla Mary Işın’ın kaleme aldığı “Saraydan Çarşıya, Gaziantep’ten İstanbul’a Kırk Kat Baklava Tarihi” kitabı, baklavanın kökenine dair detaylı bilgiler sunarak bu değişimi mercek altına alıyor.
Kitap, Osmanlı’dan günümüze, baklavanın geçirdiği dönüşümleri belgeler ve hatıralar ile açıklarken, milli ve kültürel bir değer haline gelmesini de irdeliyor. Yazarlar, Gaziantep baklavasının diğer çeşitlere göre daha fazla ön planda olmasını, bu şehirdeki fıstık üretimi ve ticaretine dayandırıyor. Onaran, geçmişten günümüze baklavanın tarihi seyrini anlatırken, tatlının aslında geniş bir coğrafyada benimsendiğini ama zamanla Türkiye’de Gaziantep ile özdeşleştiğini belirtiyor.
Fıstıklı ya da cevizli fark etmeksizin, baklava hemen her kültürde pozitifiği ve iyi niyeti temsil eden bir tatlı olarak bilinir. Yüzyıllardır süregelen bu lezzet mirası, değişen ve gelişen mutfak anlayışları içinde kendi yerini korumaya devam ediyor.



