7.9 C
Ankara
Pazartesi, Şubat 9, 2026
spot_img

Afrikadaki Kuraklık, Kıtanın Ayrılma Sürecini Hızlandırıyor

Doğu Afrika, iklim değişikliklerinin ve jeolojik etkilerin birleşimi sonucu kıtanın gelecekte iki parçaya ayrılabileceği olasılığıyla karşı karşıya. Nature dergisinde yayınlanan bir araştırmaya göre, bölgede binlerce yıldır süregelen kuraklık hem iklimi hem de jeolojik yapıyı etkiliyor. Doğu Afrika Rift Sistemi’ndeki fay hatlarının, göllerin küçülmesiyle daha kolay hareket ettiği tespit edildi ve bu durum, kıtanın uzun vadede ikiye bölünme sürecini hızlandırabilir.

Geçmişte Doğu Afrika çok daha nemli ve yeşil bir iklime sahipti. Yaklaşık 9.600-5.300 yıl önce yaşanan Afrika Nemli Dönemi boyunca, bugün çöl koşullarıyla bilinen bazı bölgeler savan benzeri ekosistemler barındırıyordu. Küçülen göller ve kaybolan su kaynakları, toplulukları daha verimli bölgelere yönlendirdi ve Nil kıyıları gibi alanların öneminin artmasına neden oldu.

Columbia Üniversitesi’nden jeolog Christopher Scholz ve ekibi, Kenya’daki Turkana Gölü üzerinden kuraklaşmanın jeolojik etkilerini inceledi. Geçmişte daha büyük bir su kütlesi olan göl, yer kabuğu üzerinde baskı oluşturarak fayların hareketini yavaşlatıyordu. Ancak göl seviyesi düştükçe bu baskı azalıyor ve faylar daha kolay hareket edebilir hale geliyor. Araştırmacılar, Turkana Gölü’ndeki su kaybının son 10 bin yılda arttığını ve bu dönemde fay genişleme hızında belirgin bir artış yaşandığını belirledi.

Göl seviyesindeki düşüşün, sadece fay hareketlerini değil aynı zamanda volkanik etkinlikleri de etkileyebileceği değerlendiriliyor. Ekip, suyun azalmasının, volkanik aktivitede artışa yol açan yeraltı süreçlerini de tetikleyebileceğini öne sürdü. Doğu Afrika’nın diğer kıta parçalarından yılda yaklaşık 6,35 milimetre uzaklaştığı ve bu durumun Somali levhası ile Nubia levhası arasında bir okyanus havzası oluşmasına yol açabileceği düşünülüyor. Turkana Gölü çevresinde su kaybıyla bağlantılı olarak bu uzaklaşma sürecinin hızlandığı belirtiliyor ve iklim koşullarının kıtasal yarılma süreçlerinde beklenenden daha önemli bir rol oynayabileceği vurgulanıyor.

Related Articles

Latest Articles