Semiha Berksoy, Türkiye’nin modern sanat tarihinde önemli bir yere sahip olan ilk kadın opera sanatçısı olarak tanınıyor. İstanbul Modern’de açılan ‘Tüm Renklerin Aryası’ sergisi, Berksoy’un sanat yaşamını kapsamlı bir şekilde gözler önüne seriyor. Sergi, Berksoy’un 70 yılı aşan üretimini, opera, tiyatro, sinema, resim ve edebiyat gibi çeşitli sanat dallarından 200’ü aşkın eseriyle bir araya getiriyor ve onun çok katmanlı sanat anlayışını sergiliyor.
Öykü Özsoy Sağnak, Deniz Pehlivaner ve Yazın Öztürk’ün küratörlüğünde hazırlanan bu özel sergi, sanatçının Berlin Hamburger Bahnhof’taki retrospektifinin ardından, yeni bir bakış açısıyla yeniden sunuluyor. İzleyicilere Berksoy’un hayatıyla iç içe geçen sanatı hakkında derinlemesine bir deneyim sunan sergi, 22 Ocak’tan 6 Eylül’e kadar ziyaret edilebilecek.
Oya Eczacıbaşı, İstanbul Modern’in kadın sanatçıları ön plana çıkartan misyonunu vurgulayarak, “Semiha Berksoy, sanat dallarını birleştiren özgün diliyle Türkiye sanat tarihinde eşsiz bir konuma sahip. Bu sergi, onun yaratıcı dünyasına derinlemesine bir bakış imkanı sunuyor,” dedi.
Serginin dikkat çeken bölümlerinden biri olan Kırmızı Oda, Berksoy’un Tosca, Salome ve Fidelio gibi eserlerle opera sahnesine taşıdığı karakterlerin resimlerinden oluşuyor. Opera kayıtları ve arşiv materyalleriyle desteklenen bu bölümün çevresinde yer alan erken dönem resimleri, otoportreler ve annesine adanan çalışmalar dikkat çekiyor.
Tiyatro ve sinema sanatçısı Zeliha Berksoy, annesi Semiha Berksoy’un kararlılığını ve cesaretini vurgulayarak, her zaman yaşam, mücadele ve umut temalarını işleyen eserleriyle hatırlandığını belirtti. Ayrıca, annesinin vefalı dostluk ilişkilerinden bahsederek, Nazım Hikmet ve Fikret Mualla gibi isimlerle olan samimi diyaloğunu anlattı.
İstanbul Modern’in bu özel sergisi, sanatseverleri Semiha Berksoy’un sanatıyla dolu bir yolculuğa davet ediyor ve onun hayatı boyunca taşımış olduğu sanatsal vizyonu daha yakından tanıma fırsatı sunuyor.



