Yeni DNA araştırmaları, tuzlu su timsahlarının geçmişte Hint Okyanusu’nu geçerek Seyşeller’e kadar uzanan geniş bir dağılıma sahip olduğunu ortaya koydu. Bugün nesli tükenmiş olan Seyşeller’deki timsah popülasyonunun, Afrika’dan gelen Nil timsahları ya da farklı bir tür olmadığı, aksine tuzlu su timsahlarının batıdaki en uç popülasyonu olduğu belirlendi. Bu tür, halen Hindistan, Güneydoğu Asya, Avustralya ve Batı Pasifik adalarında yaşamaktadır.
Tuzlu su timsahlarının Seyşeller’e ulaşması için yaklaşık 3.000 kilometrelik bir deniz yolculuğunu gerçekleştirdikleri düşünülüyor. Bavarya Devlet Doğa Tarihi Koleksiyonları’ndan sürüngen uzmanı Frank Glaw, Seyşeller’deki timsahların bu uzak adalara Hint Okyanusu’nu aşarak ulaştığını belirtiyor. Seyşeller’e ilk gelen insanların 18. yüzyılın sonlarında adaya yerleşmesiyle bu timsahlar yok edilmiş ve geriye sadece Londra, Paris ve Seyşeller müzelerinde birkaç örnek kalmıştır.
Başlangıçta, Batılı bilim insanları Seyşeller’deki timsahların Nil timsahlarından geldiğini düşünüyordu. Ancak 1994’te fiziksel özelliklerine dayanarak bu kalıntılar tuzlu su timsahları olarak sınıflandırıldı. Yeni çalışmada, bilim insanları bu sonuca genetik materyaller kullanarak ulaşmayı başardı. Çeşitli müze örneklerinden alınan mitokondriyal DNA, modern timsah örnekleriyle karşılaştırıldı ve Seyşeller timsahlarının genetik işaretlerinin tuzlu su timsahlarıyla yakından örtüştüğü tespit edildi.
Araştırma, tuzlu su timsahlarının geçmişte Doğu’dan Batı’ya yaklaşık 12.000 kilometre genişliğinde bir alanı kapsadığını gösteriyor. Bu keşif, tuzlu su timsahlarının denizlerle uyum sağlama yeteneklerinin geniş dağılımlarında etkili olduğunu düşündürüyor. Timsahların dillerinde bulunan özel tuz bezleri sayesinde fazla tuzu atabildikleri biliniyor ve bu adaptasyonun, onların Hint-Pasifik bölgesinde yayılmasına yardımcı olduğu belirtiliyor. Gelecekte yapılacak çalışmalar, bölgesel genetik farklılıkların detaylandırılmasına yardımcı olabilir.
Kaynak: Royal Society Open Science



