Diz ve kalça osteoartriti olan bireyler için uygun ayakkabı seçimi, ağrıyı hafifletmede önemli bir rol oynayabilir. Yeni araştırmalar, dayanıklı ve destekleyici ayakkabıların her zaman en iyi seçenek olmadığını göstermektedir. Melbourne Üniversitesi’nde yayınlanan son klinik denemeye göre, düz ve esnek ayakkabılar, sabit ve destekleyici ayakkabılara kıyasla diz ağrısını daha fazla hafifletebilir. Ancak, kalça osteoartriti için her iki ayakkabı türü arasında ağrı azaltma açısından bir fark bulunamamıştır.
Osteoartrit, eklem çevresindeki doku, kemik, kıkırdak ve kasları etkileyen bir hastalık olup, özellikle yaşlılarda ve fazla kilolu kişilerde daha sık görülmektedir. Bu hastalık, eklem ağrısı ve sertlik yaparak yürümede zorluk yaratabilir. Avustralya‘da yaklaşık 2.35 milyon kişi osteoartrit ile yaşamaktadır ve bu rakamın yaşlanan nüfus ve artan obezite oranları ile artması bekleniyor. Doğru ayakkabı seçimi bu süreci yönetmede önemlidir.
Ayakkabılar, yere bağlantımızı sağlayarak yürüyüş sırasında bacak boyunca iletilen kuvvetleri etkileyebilir. Ağır topuklu ayakkabılar gibi tasarımlar, eklem kuvvetlerini artırarak diz ağrısını kötüleştirebilir. Bu nedenle, 6 santimetre yüksekliğinde bir topuk, diz üzerine uygulanan kuvveti ortalama %23 artırabilir.
Diz osteoartriti olan kişiler için düz ve esnek ayakkabılar diz üzerindeki kuvveti %9 oranında azaltabilirken, kalça osteoartriti olan bireylerde ise her iki ayakkabı türü de benzer sonuçlar vermiştir. Ayakkabı tercihi yaparken, uygun oturan ayakkabılar seçilmeli ve dar ya da yüksek topuklu modellerden kaçınılmalıdır. Gençlerde de uygun olmayan ayakkabılar, diz ve kalça üzerindeki kuvvetleri artırarak olumsuz etkiler yaratabilir.
Diz ya da kalça osteoartriti hakkında endişeleriniz varsa, doktorunuz veya bir sağlık uzmanıyla görüşmeniz önerilir. Egzersiz, kilo yönetimi, beslenme ve bazı ağrı kesici ilaçlar gibi cerrahi olmayan tedaviler de yardımcı olabilir.
Yazarlar: Kade Paterson, Kas-iskelet Sağlığı Doçenti, Melbourne Üniversitesi ve Rana Hinman, Fizyoterapi Profesörü, Melbourne Üniversitesi
Kaynak: The Conversation



