Çinli bir içerik üreticisi olan Roro, kanserden kaybettiği annesiyle karmaşık ilişkisini ve kaybın derin acısını, annesinin bir yapay zeka sürümünü yaratarak aşmaya çalıştı. Xiaohongshu adı verilen sosyal medya platformunda takipçileriyle deneyimlerini paylaşan Roro, annesinin geçmiş hayat olaylarını ve kişilik özelliklerini anlatarak AI tabanlı bir sohbet botu oluşturdu. Bu yaratım süreci, hem kendisi için hem de takipçileri için duygusal bir iyileşme süreci sundu.
Yapay zeka teknolojisinin duygusal iyileşme üzerindeki etkileri tartışılırken, “ölüm botları” veya “yas botları” kullanımına dair çeşitli görüşler ortaya çıkıyor. Büyük dil modelleri aracılığıyla, kaybedilmiş sevdiklerin konuşma tarzını taklit etmek mümkün hale gelirken, bazıları bu teknolojiyi yetersiz ve rahatsız edici bulabiliyor. Londra merkezli gazeteci Lottie Hayton’un AI ile ebeveynlerini yeniden yaratma deneyimi, teknolojinin hala yol kat etmesi gerektiğini gösteriyor.
Bu tür teknolojilerin kullanımı aile bireyleri arasında etik tartışmalara yol açabilir. Bir ölüm botunun oluşturulması için kimin onay vermesi gerektiği veya bu botların halka açık olarak sergilenip sergilenemeyeceği gibi sorular gündeme gelebilir. Şirketlerin bu süreçteki rolü de sorgulanırken, bu teknolojilerin kullanıcıları için duygusal sağlık üzerindeki etkileri de değerlendirilmelidir.
AI tabanlı yas işleme yöntemlerinin tamamen yasaklanması yerine, etik ve kullanıma dair net kuralların getirilmesi gerekiyor. Böylece, ölüm sonrası verilerin nasıl kullanılabileceği, onayın nasıl alınacağı ve psikolojik sağlığın nasıl ön planda tutulacağı konusunda bir denge sağlanabilecektir. Sonuç olarak, AI sayesinde ölenlerin “yeniden diriltilmesi” üzerine kimin söz sahibi olması gerektiği ve bu süreçlerin maliyetlerinin ne olacağı konularında dikkatle düşünülmelidir.
Kaynak: The Conversation



